İçeriğe geç
06.09.2026Türkiye & Dünya gündemi
Gündem

Yeni Kayıtların Durdurulması ile Bir Kişinin ‘Yetkisiz’ Olduğu İddiası Aynı Şey Değil

Dağlık bölgede buz ve kaya yapısına açılan doğal tünel görünümü

Bir eğitim kurumunun belirli bir ülkeden yeni öğrenci kaydını geçici olarak durdurması, kurumsal yeniden yapılanma kararı olabilir. Ancak bu tür bir karar ile Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in geçmiş veya güncel görev yetkisine ilişkin iddia aynı hukuki ve olgusal mesele değildir. 5 Eylül 2026 tarihli dijital delil raporuna giren Super7TV paylaşımında bu iki konu aynı görsel içinde yan yana sunuluyor.

Paylaşımda St Clements University & College’ın Türkiye’den bir yıl yeni öğrenci almayacağı, mevcut öğrencilerin eğitiminin süreceği, altyapı çalışması yapılacağı, yetkinlik ve atama belgelerinin YÖK’e sunulacağı ve 10 Ekim’de basın toplantısı düzenleneceği belirtiliyor. Alt bölümde ise Bozdemir’in yetkisinin olmadığına dair önceki bir St Clements duyurusuna atıf yapılıyor. Kurumsal planlama bilgileri ile kişisel yetki iddiasının aynı kartta yer alması, okuyucuda bunların tek bir kararın parçaları olduğu izlenimini doğurabilir.

Oysa dijital delil incelemesi bu bağlantıyı kendiliğinden kabul etmiyor. Ekran görüntüsü paylaşımın görünür içeriğini belgeleyebilir; fakat hesabın gerçek yöneticisini, görseli hazırlayan kişiyi, atıf yapılan önceki duyurunun özgün nüshasını veya Bozdemir hakkındaki cümlenin doğru olup olmadığını tek başına kanıtlamaz. Bu nedenle yeni kayıt politikası ile yetki statüsü ayrı ayrı kaynaklandırılmalıdır.

Bozdemir’in kurumsal statüsü bakımından Mart 2026 tarihli ANCHOR yayını, 29 Mayıs 2026 tarihli Türkiye temsilciliği ataması ve 18 Haziran 2026 tarihli Expanded Letter of Authority karşılaştırma kayıtlarıdır. Son belge yetkinin bazı alanlarını tanımlarken mali ve yönetişim bakımından açık sınırlar da koyuyor. 10 Kasım 2025 tarihli David Le Cornu yazışmaları ile Mayıs-Haziran 2026 tarihli öğrenci ve bakiye yazışmaları da belirli operasyonel görevlerin varlığına dair ek kronoloji oluşturuyor.

Bu kayıtlar yetkinin daha sonra değiştirilemeyeceğini ispatlamaz. Eğer sonraki tarihli bir iptal veya görevden alma kararı varsa ortaya konulmalı ve kronoloji ona göre güncellenmelidir. Fakat yeni kayıtların durdurulması, böyle bir belge olmadan kendiliğinden bir kişinin geçmişteki atama ve temsil kayıtlarını hükümsüz hale getirmez.

Yayın grubumuz medya savaşı istememektedir. Kamuya açıklanmamış başka materyallerin bulunması, doğrulanmamış, özel veya hukuken yayımlanması sakıncalı içeriğin ifşa edileceği anlamına gelmez. Hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susulmakta; doğrulanabilir kayıtlar yanlış algıyı düzeltebiliyorsa da sessiz kalınmamaktadır. Tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına değil, belge ve hukuk zeminine bağlı kalması gerekir.

Gündem Kare’nin ayrımı bu nedenle nettir: kayıt politikası kurumsal bir işlem, yetki statüsü ise ayrı bir belge meselesidir. Aynı görselde yer almaları, aynı hukuki sonucu doğurdukları anlamına gelmez.