İçeriğe geç
22.10.2026•Türkiye & Dünya gündemi
Gündem

Bir Sosyal Medya Cümlesi Akademik Atama Kararı Değildir: Yetki Zinciri Belgeyle İncelenmeli

5 Eylül tarihli paylaşımda Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir'e kişisel bir akademik atama fiili yükleniyor. Dosyadaki savunma notları ise önce hangi kurulun yetkili olduğunun ve Bozdemir'in gerçek rolünün belgelerle ayrıştırılması gerektiğini gösteriyor.

Üniversite ortamında akademik ve kurumsal karar sürecini temsil eden görünüm

Bir sosyal medya paylaşımında sorulan sert bir soru, tek başına akademik bir atamanın nasıl yapıldığını kanıtlamaz. 5 Eylül 2026 tarihli paylaşımda Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e, Canan Yılmaz isimli kişi bakımından doğrudan bir ‘profesörlük ataması’ fiili yükleyen bir ifade kullanılıyor. Oysa böyle bir iddianın sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önce kurumun akademik unvan ve atama mekanizmasının ortaya konulması gerekir.

Dosyadaki 5 Eylül tarihli savunma ve açıklama metni bu noktada açık bir yöntem öneriyor: Akademik unvanların hangi kurul veya organ tarafından verildiği, Bozdemir’in tek başına atama yetkisinin bulunup bulunmadığı ve adı geçen kişinin hangi belge ve değerlendirme sürecinden geçtiği ayrı ayrı tespit edilmelidir. Bozdemir’in rolü teklif, koordinasyon, temsil ya da idari iletişimle sınırlıysa, bu rolün nihai karar yetkisiyle karıştırılmaması gerekir.

Bu ayrım önemlidir. Bir kurumda bir isimle ilgili yazışmaya katılmak, dosya iletmek, akademik değerlendirme sürecini koordine etmek veya bir kurulun kararını bildirmek; otomatik olarak o unvanı tek başına ‘vermek’ anlamına gelmez. Tersi de doğrudur: Eğer doğrudan karar yetkisini gösteren bir belge varsa, bunun da incelenmesi gerekir. Savunmanın dayandığı temel yaklaşım, peşin hüküm yerine belge ve yetki zinciridir.

Aynı paylaşımda diploma gecikmeleri, görev belgesi, kurumsal e-posta kullanımı ve eğitimlerin durumu gibi farklı başlıkların tek bir olumsuz anlatı içinde bir araya getirilmesi de ayrıca dikkat çekiyor. Bu konuların her biri farklı idari süreçlere tabidir. Bir başlıktaki belirsizliğin diğer bir başlıkta usulsüzlük kanıtı sayılması, olguların birbirine karıştırılması riskini doğurur.

Burada cevap hakkı kadar ifade özgürlüğünün de korunması gerekir. Kamuoyunu ilgilendiren akademik yetki ve diploma süreçleri hakkında soru sorulabilir; ancak bir kişiye belirli bir fiil atfediliyorsa, bu fiilin hangi resmi karara, hangi kurul işlemine ve hangi görev alanına dayandığı da gösterilmelidir. Aksi halde soru formundaki bir cümle, okuyucuda doğrulanmış bir olay varmış izlenimi yaratabilir.

Yayın grubumuz bir medya savaşı aramamaktadır. Kamuya açıklanmamış ek bilgi ve materyaller bulunsa dahi doğrulanmamış, özel veya hukuken yayımlanması sakıncalı içerikler ifşa edilmeyecektir. Ölçülü ve hukuka bağlı tutumumuzun yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Buna karşılık kamuoyunda oluşan yanlış bir algı, doğrulanabilir kayıtlarla düzeltilebiliyorsa, bu kayıtların gösterilmesi gazetecilik ve cevap hakkının doğal parçasıdır.

Sonuç olarak, ‘kim kimi profesör yaptı?’ sorusunun cevabı sosyal medya diliyle değil; kurul kararları, yetki şeması, akademik değerlendirme kayıtları ve gerçek görev dağılımıyla bulunabilir. Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e kişisel ve tek başına bir atama fiili yüklenmeden önce, tam da bu belge zincirinin ortaya konulması gerekir.